Yıldönümümüz

14/5/2008 · Kategori: Yazilarim

12 Mayıs Yıldönümümüz
Yıllarımızı mutlulukla geçirmeye çalışırken
Kapımız gurbette aşındı
Gurbette yüreklerimizi alamadı
Biliyordu sevgimizin ne kadar güçlü olduğunu
Bu kalp, beden sabret diyordu aylardır
Gündüzler geceme,geceler gündüzüme karıştı geçmiyor
Yıldızlarda seni arıyorum
Fotoğraflarına yalvarıyorum konuşmuyorsun
Olmuyor geceler hele sensiz hiç bitmiyor
Hele bugün kalbim seni daha çok istiyor
Unutulmayacak çok özel bir gün diye
İşte bugün 12 Mayıs
Yıldönümümüz kutlu olsun
Biz ayrıyız ama kalbimiz birlikte olsun
Seni seviyorum Sultanım
Sensiz geçen 1.yıldönümümüzde
Bedenimde kalbimde tümüyle senin olsun

Mecidiyeköy-11 Mayıs-08

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Papatyada ki eksik yaprak

1/5/2008 · Kategori: Yazilarim

Söyleyeceklerim bitmedi, kibir ovasına saldıran aç kurtlar gibi değilsem de söyleyeceklerim bitmedi henüz! Sadece şu her derde deva zaman merhemini koyduğum yeri bulamıyorum... O kadar!

Azık torbamda gelecek zor günler için sakladığım umutlarım var daha, kaybetmeye korktuğum umutlar bunlar, insanı şekilden şekle sokan, parmağının ucunda oynatan umutlardan değiller... Neyse ki değiller!

İçi boş bırakılan kavramlarım, hakkını veremediğim duygularım, şu kahrolası yaşama karşı her şeye rağmen yitirmediğim saygım ve hani şu yeni emzirilmiş bebek odası kokusunu içime çeke çeke dolduracağım henüz doğmamış annesinin ikizi bir kızım var... Hı!

Bi cigara içimlik uzakta dokunamadığım dostlarım var, bağışlasınlar beni anılarımın mimarları, bağışlasınlar, nerede şu lanet olası merhem? Halbuki burada kolay bulurum diye bir kenara saklamış mıydım ben onu? Hay Allah!

Avucumun içinde olabilir mi bu merhem? Sol elimin avuç içine şöyle bir göz atıp çizgilerine anlam yüklemeden bakmaya çalıştım, özellikle eğik bir hançer gibi bileğimdeki damara doğru ilerleyen koca çizginin işlemeli sapı gibi duruyor işaret parmağım! Neyi işaret ediyor ki? Hem zaman insanın avucuna saklayabileceği bir şey mi? Pöh!

Alnımın gün geçtikce artan kırışıkları arasında bir yere saklamış olabilir miyim ki avulardan damıtılmış zaman merhemini? Herkesin alın yazısı konuştuğu dilde mi yazılır diye yeni bir soru üretmeme neden olacak bir yere saklamamışımdır ben onu! Alnıma yazılmış bir yokluğu alnımın kırışıklıkları arasına saklamak akıl kârı değil! E o zaman!

Kendime dışarıdan bakacak kadar beni benden alan türkülerin içine saklamış olabilir miyim? En son hangi türkü vurmuştu beni? “ Çeşmenin başına güvercin kondu / Salındı sevdiğim atına bindi / Çıkardı cebinden üç elma verdi / Sanırım dünya hep benim oldu ” Kaybetmeyi göze alamadığın bir şey bu türkünün hangi satırına saklanır ki? Aman be!

Belli ki uzun sürecek bu kış, zaman merhemini gelecek baharda açacak bir papatyanın bu sefer eksik kalmayan bir yaprağına saklamış olabilirim umudunu da azık torbama yerleştirdim usulca... Şişşşt!

Hadi var git işaret parmağım, türküler söyleye söyleye bir hançerin sivri ucu gibi kazı şu alnımdan yokluğun yaldızlı yazısını ki altından yaprağı bir fazla bir papatya çıksın... Amin!

İyi bir gün olsun yarın...

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!